30 Eylül 2009 Çarşamba

Gana U - 20


Dün İngilizlere de 4 attılar. 

27 Eylül 2009 Pazar

Galatasaray 1-1 Eskişehirspor : Maç Değerlendirmesi


Açıkcası öncesinde bir hafta bilinen sakatların dışında tüm takım olarak antrenman yapabilme fırsatı bulmuş diri Galatasaray'ın Eskişehirspor'u, geçen senenin de hesabını kesmek isteyeceğini düşündüğümden olsa gerek, bol gol pozisyonlu ve keyifli bir maçın ardından farklı mağlup etmesini bekliyordum kendi adıma. Hatta bunların üzerine bir de Rıza Çalımbay'ın çıkarttığı kadroyu görünce daha da bi sevinmiştim.

İkinci yarıda yenilen talihsiz gol olmasa ve maçın sonlarında bir kaç daha gol bulup yine farklı galip gelsek dahi; takımın hem dinlenip hem de birlikte çalışma fırsatı bulduğu bu periyotta geçen haftalardaki söküklerini hala dikememesinin getirdiği ufak bir hayal kırıklığı olacaktı bende. Tabii ne ben bu işin uzmanıyım, ne de ligin 26. haftasındayız. Burda sadece hissiyattımdan bahsediyorum sevgili blog. Bi de aralık ayında askere gidicem. Bendeki sabırsızlık, biraz da burayla alakalı olabilir..

Bunun dışında oynana oyun olarak farklar tabii ki vardı ama bunu Nonda - Baros  seçimi ile alakalı olarak görüyorum biraz. Top 2. bölgedeyken Nonda'nın varlığı, önceki değerlendirmelerde sık sık değindiğim o kopuk görüntünün oluşmasını engelliyor.Galatasaray topu karşı yarı sahaya çok daha rahat yıkabiliyor. Ama bu aynı zamanda da oynanmaya çalışılan hızlı oyunu sekteye uğratıp, top 1. bölgeye geldiğinde verimlilik ve hız ekseninde sıkıntı yaratıyor. 

Topal - Sarp ikilisini uzun uzun anlatmaya gerek yok. Bugün işin savunma kısmında ellerinde geleni yaptılar, Eskişehirspor'un bir tane bile net pozisyonu yoktu. Hücum ve savunma hattında kurmaları beklenen köprü yine sahada yoktu ama bunun dışında Topal'ın sarı kart gördüğü pozisyon dikkatimi çekti ki aynısını maç içinde iki defa Sarp'ta yaptı. Eskinin futbolcuları, şimdinin yorumcuları bu tip pozisyonları, fizik olarak yorgunluğun reflekssel dışavurumu olarak  yorumlarlar. Linderoth için bi şey diyemiyorum ama Ayhan'ın gelmesi bu anlamda da o bölgeyi rahatlatacaktır.

Ayrıca Topal - Sarp ikilisi eleştirilirken Galatasaray'ın kadro yapısı biraz göz ardı ediliyor gibime geliyor. Zira bugun Nonda'nın yerine Baros'u koyarsak, önde oynayan 4'lüden sadece Arda'nın ayağında top tutabilip, saklayabildiğini unutmamak gerek. Keita ve Baros yapı olarak top ayaklarına geldiğinde hamlelerini bekletmeden yapan oyuncular. Durum böyle olunca Arda da ayağında gereğinden çok daha fazla top tutmak durumunda kalıyor. Bugün normalde bekletmeden vereceği birkaç pozisyonda geç kaldı bu alışkanlık yüzünden. 

Kasımpaşaspor maçının yazısını, çoğunluğun maçın en kötüsü olduğu konusunda hemfikir olduğu Caner hakkında, ki bence bugün tercih edilmemesinin sebebi rakibin oyun yapısıdır, "Savunmada biraz savruk bir görüntü çizse de Caner'in Galatasaray hücumuna getirdiği ve getirebileceği güzellikleri görmek güzeldi. " cümlesiyle bitirmiştim. O maçta 50-60 metre mesafeli atabildiği oldukça isabetli uzun toplar, Kewell ile olan uyumu çok hoşuma gitmişti. Umarım bu maç, o tip pasların ne kadar önemli olduğu daha iyi anlaşılmıştır.

Şu dakikadan itibaren 1 Ekim'deki Sturm Graz maçında sahaya konulacak futbolu daha çok merak ediyorum. Zira hiçbir zaman gelen galibiyetlerin ve başarıların ardından, hatalardan ders alabilme yetisine sahip olmadık. Graz maçı, teşhisin daha net yapılabilmesini sağlayabilir.

4-3

24 Eylül 2009 Perşembe

Tanırım iyi çocuktur Vol.3

Louis van Gaal gibi altyapı denilince elinden not defteri eksik olmayan bir teknik adamın gelişi Bayern Munchen için çok önemli. Zira şu aralar Bayern'de Arjen Robben'den çok Şampiyonlar Ligi gibi yüksek düzey stresin hakim olduğu bir ortamda, hele de ilk maçta, Maccabi Haifa maçında 2 gol atarak galibiyeti perçinleyen 20 yaşındaki Thomas Müller'in ismi konuşuluyor. Böyle bir durumda da Mesut Özil faciasının üzerine bir isim daha eklemek isterim: Mehmet Ekici.

Kendisi, 25 Mart 1990 doğumlu olup şu aralar Bayern as takımıyla yer yer antremanlara çıkmaktadır. Mehmet ismini çok seven Bayern yönetimi kendisini el üstünde tutmakta, Mehmet de bunun hakkını vermektedir. Çıktığı ilk ciddi maçında Almanya Süper Kupa finalinde Bayern Dortmund'a 2-1 kaybederken takımının tek golünü Mehmet Ekici atmıştı. Bayern o gün bir kupa kaybetti ama bir yıldız kazandı.

Mehmet orta sahadan forvete uzanan yaklaşık 2500 metrekarelik alanın her yerinde oynayabiliyor. Tamam kabul etmek lazım ki forvet yetileri standartların altında ama küsüratlarla uğraşmayı sevmem o yüzden komple oynar gider o .. Asıl mevkii, "Alman Ernst" (Beşiktaş-Manchester Utd. maçını sunan spikere selam ederim) gibi defansif orta saha olmasına rağmen pas tekniğinin Jason Kidd ve yaratıcı özelliklerinin Mcgyver ayarında olması kendisini forvet arkası ya da 10.5 numara(Bu da Mustafa Denizli'ye selam olsun) olarak adlandırabileceğimiz bölgeye doğru kaydırmakta.

Yetenekli çocuk vesselam, broşüründe gördüm. Gençler seviyesinde Alman milli takımını seçmiş, Terim dizlerini dövmeye başlasın..

23 Eylül 2009 Çarşamba

Gülümse Kaderine..


yak bütün fotoğrafları 
ona ait bütün eşyaları 

bu gece ümitleri al koynuna 
gün doğmadan unut insafsızı

Organize İşler Bunlar..

Günün haberi, Komşi'den geldi..

Selçuk Parsadan'lar, Banker Bilo'lar ve Oceans Eleven'larla büyümüş bir ecdadız, bugün toplum olarak Nijeryalı Prenseslerin dramına duyarsız kalıyorsak sırf bu fazla gelişmiş reflekstendir. 

Neyse, konumuza dönelim.. 3 gün önce Vassil Levski Stadyumu'nda oynanan Sofya derbisinde CSKA Sofia, Levski Sofia'yı deplasmanda 2-0 yenerek evine döndü. Buraya kadar her şey normal.. Gariplik, maçtan bir gün öncesinde Levski kadrosunda yer alan Bulgar sağ bek Zhivko Milanov, Fas'lı tandem Youssef Rabeh, Makedon orta saha Darko Tasevski and Brezilyalı kanat oyuncusu Ze Soares'in Rusya Şampiyonu Rubin Kazan'a transfer olup Rusya'ya uçması ve orda bunun gerçek olmadıklarını öğrenmeleri ile başlıyor... (Olayın Rubin Kazan kısmı biraz parçalı bulutlu, bir kaynakta böyle bi teklifin olmadığı belirtilirken, diğerinde 4 oyuncunun da anlaşamayıp döndüklerinden bahsediliyor)

İşin pis tarafı ise, Asyanın en büyük bahis sitesi SBObet'te CSKA'ya verilen oranın 1.96 'dan 1.67 'ye düşmesi ile ortaya çıkıyor.. Zira bilmeyenler için bu oranların yatırılan parayla ters orantılı olarak otomatik olarak düştüğünü söyleyelim. Levski yöneticileri otoritelere başvurmuş, İnterpol devrede..

22 Eylül 2009 Salı

La Bombonera'dan Del Potro geçti

Herkesin bir mabedi vardır..

Kasımpaşaspor 1-3 Galatasaray : Maç Değerlendirmesi

Tam da Luciano'nun elinden bahsettiğim gün, Ali Güneş'in futbol tarihimize geçecek o kurtarışı yapması ilginç oldu. Pozisyonda hakemin görüş açısı netti ama çok da uzatmamak gerek. Bugün maç 8. dakikada kopsa böyle keyifli bir ikinci yarı izleyemecektik. 

Bir Galatasaray klasiğidir okyanusu geçip, derede boğulmak.. Ligin üst üste en sert 3 takımını rahat mağlup edilmiş, üstüne bir de Yunanistan deplasmanında Panathinaikos galbiyeti alınmış, haliyle kafalar ve fikstür nispeten rahatlamış... Eminim futbolcular maç öncesinde 6'da 0 çekmiş Kasımpaşa'nın sahaya agresif çıkmaktan başka şansının olmadığını herkesten iyi biliyorlardır.

Akıl futbolu oynadıklarını da tam olarak söylenemez tabii ki ama ilk yarıdaki oyun dışı sertliğin ardından ikinci yarı ortaya konulan karakter takdire şayan.. Çünkü maç öncesi mental olarak tam hazır olunmayan bu tür maçlarda, üstüne bir de hakem demoralizasyonu, yenilen gol ve dayaktan sonra, birçok takım ikinci yarı çıkıp cevap veremez. Geçen seneki takım veremezdi zira..

Sahadaki oyun adına tek söyleyebileceğim şey, savunmada biraz savruk bir görüntü çizse de Caner'in Galatasaray hücumuna getirdiği ve getirebileceği güzellikleri görmek güzeldi. 

Ofsayt

21 Eylül 2009 Pazartesi

Dünyayı kurtaran adam..

Dengesi, düzeni ve huzuru bozulmuş Ronaldinho, Deco ve Etoo'lu Barcelona'da yapılması gerekenleri gözünü kırpmadan yapıp, kulübü potansiyel bir yıkımın eşiğinden kurtaran bu adamın gezegenin de kurtarılabileceğine inanmasından daha doğal bir şey olabilir mi... Ama işte konu küresel ısınma olunca işşiz bir Çevre Mühendisi olarak, bu plaza çıkışlı sloganın beni ne kadar kızdırdığını anlatamam abicim. Bir sürü iyi niyetli insan da ne yazık ki sloganın arkasındaki alt metni göremiyor..Etki tepki yasasına göre işleyen bir düzende gezegeni kurtarmak..Gezegen kendi kendini kurtacak da sevgili Pep.. İyi senaryoda o günü görmeye senin, benim ömrüm yetecek mi? .. Gerçekçi senaryoda ise, o gün geldiğinde iki kişi çıkıp Adem ile Havva'yı temsil edebilecek mi ? Yoksa altyapıya dönüp, tek hücreden mi başlayacağız ?.. Muallakta olan bu soruların cevapları.

Bugün, 50 yıl içinde tamamen erimesi öngörülen Grönland ve Antartika buzullarının süresini 27 yıla düşürdük, işin güzel tarafı bu tepki hala 80 ve 90'larda havaya salınan emisyonların etkisi. Buzullar eriyince  deniz seviyesinin yükseleceğini, dünyanın ısınacağını, bozulan dengenin de yeni bir denge yaratılana kadar kaos olacağını da bir çok insan biliyor ama mesela ısınan dünya ile soğuyan deniz arasında oluşabilecek kasırga gibi doğa kaynaklı felaketlerin şiddeti, bilimadamları için bile şu an kinder süpriz.. 

Madem küresel ısınma dedik, Gezegeni değil de kendi götümüzü kurtabileceğimize inanan bilimadamları da yok değil hani. Adamlar 10 yıldan beri " kurtarabiliriz ama şimdi başlamak zorundayız ", "yenilenebilir enerji " derken,en basitinden devletler emisyon salımındaki kotayı ticarete döküp, bunu da yeşil teknolojiye geçmeyen ülkeleri özendirmek amacıyla yaptıklarını söyleyebiliyor. E o zaman böyle büyükbaşa gelen tarak, haliyle doğru orantılı olacak Pep.. 

Derbinin Tadı

City'li arkadaşın ruh hali bana, blog yazarlarından mehfer'le taksimdeki ganyan bayiinde izlediğimiz 2004 yılındaki Atatürk Olimpiyat Stadında 2-2 biten Fenerbahçe - Galatasaray maçını hatırlattı.. Öncesinde Hakan Şükür'ün kafasına çarpıp giren efsane gol, sonrasında Luciano'nun eline çarpan topa verilmeyen penaltı... Hey gidi... Derbiler güzeldir arkadaş.

20 Eylül 2009 Pazar

Modifiye Krampon



Kendine güvenen şöyle gelsin...

19 Eylül 2009 Cumartesi

15 Minutes That Shook the World (the untold story of Istanbul)

Her futbolsever gibi gerçeğini görmeyi tercih etsek de Steven Gerrard, Jamie Carragher ve Dietmar Hamann'ın da göründüğü bu filmi bu kış izleyebilicez. 

18 Eylül 2009 Cuma

Helal Olsun..

* Ali Sami Yen'de kaybedilen Hamburg maçıyla birlikte uzun zamandır bu kadar sinirlerimi harap eden maç hatırlamıyorum. Her çektikleri reboundda afakanlar bastı beni. Kızgınım ve sinirliyim ama bu post başlığının bir ironi içerdiği anlamına gelmez.

* 2002 ve 2005'i hatırlıyorum... Ve helal olsun diyorum bu çocuklara.. 2006'dan beri takımız ve en önemlisi bu. Hayal kırklığım, Hidayet'in kaçırdığı şutlar, Ömer Aşık'ın serbest atış yüzdesi veya Onan tecrübesindeki topçunun gereksiz yerde acele şut çıkarmasına değil, oyun karakterimizi sahaya yansıtamamaktan kaynaklanıyor.

* Eksik dediğimiz Yunanistan'daki rol player denilen oyuncuların 1'i dışında hepsinin böyle maçları oynama tecrübesi bizden, Hidayet dışında, çok daha fazla. Bunu da unutmamak lazım ..

* Hidayet'i eleştirirken oynadığı reklamlara, alın teri ile aldığı yüksek kontrata gönderme yapmak ancak bizim ülkemizde olur. Nba finali oynamış, sakatlığı sorulunca "arkadaşlar dalga geçiyo,konuşmayayım" diyebilecek kadar hem saha dışı hem saha içinde en ufak bi ego izi göstermemiş, sakat sakat oynamış ama önemli değil reklamlarda oynayıp, maçta kötü oynamışsa bunlar teferruat oluyor bizde. 

* Okur, Kaya Peker ve Hakan Köseoğlu başta formayı hakeden ve çeşitli nedenlerle tercih edilmeyen bir çok oyuncu var. Mirsad'lı, Okur'lu takımı hatırlayıp takım içindeki dinamikleri bilmediğimden bir şey diyemiyorum..  3 senedir savaşarak, yardımlaşarak, takım olarak bir yerlere gelmişken, şimdi önemli olan takım halinde kalabilmek.. İçinde bu kadar fazla yamyam barındıran bir kamuoyuna karşı Allah hepsinin yardımcısı olsun. 

Panathinaikos 1-3 Galatasaray : Maç Notları

* Bu maçta kaybedilecek olası puanların telafisi mutlaka olurdu. Yalnız milli maç, lig, avrupa derken Ankaraspor ile başlayıp Beşiktaş ve Pana maçlarıyla devam eden sahada tek blok olarak  görünememe hali, tam da rahat bir maç programı öncesi, şu maçın mağlubiyet ile bitme ihtimalinde gereksiz bi yıpranma sürecine girebilirdi takım.. " lig'de şampiyonluğa oynar ama avrupa çok zor" ile başlayıp Rijkaard Barcelona'sı ile Galatasaray kadrosu arasındaki kalite farkından çıkacak bir sürü adam var piyasada.. O yüzden galibiyetin bu tarafı da çok önemlidir  bence.

* Geçen seneki Benfica, Hertha deplasmanlarını göz önüne alınınca iyi oynamadığımız doğrudur. Ayhan'ın yokluğu tabii ki çok kritik ama bunun yanında geçen seneye oranla iki farklı nokta var takımda. Birincisi Rijkaard Sarp - Topal'ın önünde oynayan adamın geriye gelip kimsenin ayağından top alıp,oyun kurmaya çalışmasını tercih etmiyor (Geçen sene Lincoln'ün rolünü göz önünde bulundurun) . Bunun yanında geçen sene top, hücuma genelde Arda'nın niteliklerinden yararlanılarak yapılan sol kanat organizasyonlarıyla taşınıyordu. Rijkaard bunu da tercih etmiyor. Haliyle Ayhan'ın yokluğunda bocalıyoruz.

* Elano iyi oynadı. En sevindiğim taraf arkasındaki ve yanındaki oyuncularla özellikle ilk yarıda  sık sık konuşması ve  gereketiğinde uyarmasıydı. Emre Aşık'a bu tip tempolu maçlarda her zaman güvenebileceğimizi bir kez daha gördük. Açıkcası kale önündeki asistan hakemler nedeniyle bu maçta ondan penaltı beklemedim dersem de yalan olur.

* Emre Güngör kalbimi kırmaya devam ediyor. Problem nedir ne değildir bi fikrim yok ama daha 25 yaşında olan Emre için belki de uzun bir rehabilitasyon dönemi gereklidir. Havada, karada ve denizde 7/24 Gökhan Zan'a tercih ederim Emre'yi.

* Son kaydırmayla beraber ideal 4'lüsünden bir Sabriyle oynayan defans bloğumuz yine iyi iş çıkardı. Ten Cate Beşiktaş maçını izleyerek mi aralara oynamak istedi, yoksa Zan ile Servet'in eksikliğinden mi bu kadar zorladı bilinmez. Temel düzeni arkada geniş alan bırakarak toplu hücum olan bu takımda Uğur Uçar, sanırım hızına güvenemediğinden çizgi defansta tedirgindi. kendisine biraz fizik katması şart ama her şeye rağmen gerçekten üst düzey bir oyun görüşü var Uğur'un. 

* Son olarakta, oyunda farkı bulduktan sonra yenilen baskıdan dolayı kapanma durumunu çok iyi top tutabilen Nonda ile aşmak öncelikli bir alternatif olarak düşünülmelidir bence. Zira aynı problemi daha düşük seviyede de olsa yaşadığımız Ankaraspor maçında farkı yaratan Aydın ve Kewell'dan ziyade Nonda'ydı.