Bilindiği üzere Haldun Üstünel aka "007" istifasını verdi. Olayın iç yüzü daha buralara yansımadı ama ana hadisenin Adnan Sezgin ile Haldun Üstünel arasında olduğu da bi gerçek. Bu gerçekten yola çıkalım bizde o halde.Deniliyor ki Haldun Üstünel iyi bir yönetici değildi. Sonuna kadar katılıyorum. Bende bu fikrin oluşma zamanı 19 mayıs 2007 tarihinde Ali Samiyen'deki Fenerbahçe derbisinde yaşanan su rezaletinde baş aktörlerden biri olduğunu öğrendiğim zamana tekabül eder.. "İçimizden biri Haldun Üstünel " sloganı o günün ardından daha farklı bi algılamaya başlamışımdır .. Yalnız bunun dışında ısrarla kendini arka planda tutmaya çalışan yönetici profilinden bahsetmezsek ayıp olur. Belki tribundeki goygoycularla ilişkileri vardı ama milyonlarca taraftarı olan bi camia'nın Haldun Üstünel'e tapmasında bunun rolü sıfıra yakındır. Haldun Üstünel bugün Beşiktaş taraftarının yaşadığı "oh amına koyim yaa" rahatlığını bize çok hesaplı yaşatan, Batista'lı Bratulu, Cesar Pirates'li günlere sünger çeken adamdır. Ve bugün yine Grealla'ların, Pojak'ların adının geçtiği günlerde Galatasaray'a kattığı değer çok daha iyi anlaşılmaktadır..

Diğer taraftan Adnan Sezgin tam bir kapalı kutu... Tamam taraftar sevmiyor ama neden sevilmediğini kimse de tam olarak bilmiyor. Denilen şu; Gerets, Skibbe, Felkamp ve Bülent gitti neden bu adam hala orda... İşin sıkıntılı tarafı buna kimsenin " çünkü .." ile başlayan bi cevabı da yok... Benim Adnan Sezgin'e notunu verdiğim gün, Gerets sonrası gelen şampiyonlukta ekranların karşısında Cevat hoca'yı harcadığı gündür.. O güne kadar ekran karşısında görmediğimiz bu yiğit, o esnada esas oğlan olma çabaları çok acınasıydı.
Büyük Adnan'a ise fazla değinmeye gerek yok. Cemal Nalga skandalı, gönderilen hocalar, önce yardımcıları kovmalar, 20:45 gibi ucuz sloganlarla psikolojik savaş yaptığını iddaa etmeler ve o Aziz Yıldırım ve Arda haberi çıktığında, çocuğa o panikle Metin Oktay yükü biçip, kaptan yapmalar (ki psikolojik savaş öyle değil, böyle olur demiştir Aziz Yıldrıım bu hamleyle)... Ve tüm bunlara rağmen bugün hala isminin önünde Galatasaray Başkanı gibi bi sıfat varsa bunu Haldun Üstünel'in getirdiği Frank Rijkaard'a borçludur..
Galatasaray taraftarı bir süredir unuttuğu " Kim Kallström'ün eşi ikna edilemedi" , " Cimbom Tevez'e kancayı taktı, Sezgin İngiltereye uçtu " tarzı haberlere bir an önce alıştırsın kendini. Artık Adnanların dünyasındayız..
















Milli maç aralarının her takıma olan etkisi aynı değil. Gerek yorgunluk, gerek daha saha içinde oturmayan bir sürü şey varken bu aralar sonrası takımdan tempo anlamında çok fazla beklenti içinde olmamak lazım. O yüzden 2. gol gelene kurulamayan saha içi organizasyonunu biraz da buna bağlanmalı.. Ankaraspor maçında beğenmediğim Topal - Sarp ikilisi bugün daha toplu oynadı. Sanırım bunun sebebi Ankaraspor maçında Ayhan'ın görevi Topal'da iken, bugün bu görevin yapı olarak daha uygun olan Sarp'a verilmiş olmasıydı. Yine de Ayhan'ın rahatlığını yaşatmadılar, özellikle ikinci yarı Fink'in girmesinden sonra 2. gole kadar kötü oynadılar. Pana maçı öncesi rahatsız eden en önemli bölge burası.

Galatasaray'da milli maç öncesi yüksek olan moraller, Bosna maçının ardından takımda bulunan milli seviyedeki yerliler nedeniyle tahminen düşmüştür. İleri uçtaki Arda, Baros haliyle yorgun olacak. Çok yıprandığını düşünmediğim Keita ise, şu maç kuru sahada oynansa tahminen maça 11'de başlayacak İbrahim Üzülmez'e ikinci bir Sergio Ramos travması yaşatabilirdi ama drenajının mükemmel olmadığını bildiğim Sami Yen'de sahaya hangi şartlarda çıkılacağı muamma.Gerek fiziksel gerek mental olarak tek hazır isim Harry Kewell gözüküyor. Keita ve Kewell'ın dışında en son 4-2 biten Şili maçında oyuna sonradan girip 10 dakikada 2 golü hazırlayan Elano'nun ve uzun zamandır şans bulamayan Barış'ın ciddi fark yaratabileceğini düşünüyorum. 
İkinci yarı ben şahsen ilk ihtimal Topal'ın yerine Arda'nın gelip, sol kanada çıkacak Topal yerine gelecek Kewell değişikliği ile başlanabileceğini (Arda ile Elano'yu ortada görmeyi istediğimden olsa gerek) veya en azından Barış Özbeğ'in ekleneceğini ummuştum. Rijkaard bunun yerine aynı kadroyla sahaya çıkıp, kanatlarda oynayan Keita ile Elano'ya içeriye yaklaşın demiş sanırım. İkinci yarı Sabri Bilal'in de ortaya geçmesi ile ileri daha fazla çıkma şansı buldu. Ama malesef üretkenlik duran topta atılan klasik Harry Kewell gole kadar zayıftı. Bunda ileri atılan topları ayağında tutmakta başarılı olamayan Baros'un da rolü büyüktü..















Adaylar ;Az Alkmaar'ın 27 yaşındaki Hollandalısı Mendes Da Silva, Ajax'ın 22 yaşındaki Belçikalısı Jan Vertonghen ve son olarak da Galatasaray'ın anadolu delikanlısı Mehmet Topal...