13 Mayıs 2009 Çarşamba

Nostalgy Channel


90'lı yıllar. Nalkapon, Hayri Hiçler, Bülent Karpat ve kurt hoca Metin Türel fırtınası esiyor. Hayrı Hiçler şimdi kel. Benimkiler bile dökülüyor, ona mı üzüleyim? Bülent Karpat her an her yerden bildirebilir. Cızırtılı bir deplasmandan ses olarak ya da Şampiyonlar Ligi logosunun önünden kaliteli bir Ömer Güvenç gibi. Metin Türel ise o zamandan beri benim için Talay Erker. Part-time farklı isimle yorumculuk yaptığına kendimi inandırmışım. Hala da şüpheliyim.

Sergen Yalçın'ın beyaz kramponları var. Okocha'nın kırmızılarından sonra yeni bir fenomen. Sabri Ugan tanıdığımız en iyi spiker. O dönem İmar Bankası da dolara ve marka en yüksek faizi veriyor. Sonrasını bilsek üç kuruş emekli paramızı hiç yatırmazdık.




Kırmızı koltuk var. Hem korkuyorum, hem sevmiyorum.  En az susam sokağındaki kornalı canavarlar kadar ürkütücü benim için. Zaten pazarımı da piç ediyor, babam izleyecek çünkü. İki haftada bir Cem Uzan'ın katıldığı bir programı neden izler insanlar ki?

Başka ne var? Tabiki toros kaplanları ve istanbul boğaları var. Adanaspor ve İstanbulspor Türkiye'nin en büyük iki kulübü. Neden? Çünkü ben sadece Star Tv izliyorum. O dönem hala İnterStar ya da. Çok mühim değil. Mabedim Bayrampaşa Stadı. O dönemin Nou Camp'ı. Borussia Dortmund da taş gibi takım o ara. E tabi Almanya'nın İstanbulspor'u, boru değil.

En başarılı anchorman Kaan Yakuphanoğullarından. Daha soyadını kısaltmamış. Kısaltınca tüm büyüsünün kaçacağının farkında bile değil. Gülgün Feyman'ı da çok seviyorum. Kamera suratına yapışık haber anlatıyor çünkü, evimizden biri. Engin Ardıç var. Haber sonrası birilerine sallıyor ama amacı ne çözemiyorum. Sonra farkediyorum ki amacı zaten sallamış olmak. Ailecek sevmiyoruz.

Şöyle bir geriye bakıyorum da, bunları özlüyor muyum emin değilim. Herhalde özlemiyorum.

Hiç yorum yok: